Bu Milletin Habercisi

Röportajlar


 ANA SAYFA İLETİŞİM DEFTER GÜNÜN RESMİSİTENİZ İÇİN TOPLİSTEEN İYİ TR.GG SİTELERİ
HABER MENÜSÜ
SPOR   
EKONOMİ   
GÜNDEM  
TEKNOLOJİ  
KÜLTÜR-SANAT  
SAĞLIK  
SİNEMA  
RÖPORTAJ  
MÜZİK  
DÜNYA  
TATİL  
MAGAZİN  
DİĞER MENÜ
VİDEOLAR  
RESİMLER  
GÜNLÜK BURÇ  
TV-RADYO  
PROGRAMLAR  
SÖZLÜK  
HİKAYELER 
ŞANS OYUNLARI  
YAZI DİZİSİ  
GAZETELER  
SÖZ VE RESİM
 


İyi Dostu Olanın Aynaya Gereksinimi Yoktur.(Mevlana)
AYIN OLAYI



BU AYIN OLAYINI GS'NİN BİTMEK BİLEMEYEN STADININ 3. KEZ İPTAİLİNİ SEÇTİK
RÖPORTAJ



BU AYDA MÜJDAT GEZEN RÖPORTAJIYLA KARŞINIZDAYIZ

TIKLAYIN
REKLAM


Oturduğunuz yerden hiçbir çaba sarfetmeden para kazanmak istermisiniz? Cevabınız ''EVET'' ise aşağıdaki linke tıklayarak ÜCRETSİZ üye olabilirsiniz
BURAYA TIKLAYIN
 

Türk tiyatrosunun büyük ustalarından Müjdat Gezen kafasına yediği bir cetvelle mesleğe başlamış ve bugünlere gelmiş. Ünlü tiyatrocu 50 yıllık sanat yaşamını bugüne ve geleceğe bakışını Ece Pirim'e anlattı.

"10 YAŞINDA BİR ÇOCUĞU SAHNEYE ATARSANIZ OLACAĞI BUDUR"


ECE PİRİM: Müjdat Bey şu anda Kadıköy'de sizin tiyatronuzdayız. Tiyatroya dayak ile başlama hikayenizi dinleyerek başlayalım mı sohbetimize?
MÜJDAT GEZEN: Tabii 10 yaşındaydım. İlkokuldaydım ve bir piyes oynanacak. Öğretmenimiz "Küçük çiftçiler" diye bir piyes seçmiş. 5 kız ve 1 erkek var.
Erkek de başrolde. Kardeşi verem olmuş. Doktorlar sonbaharda yapraklar yere düşünce kızkardeşin de toprağa düşecek demiş. Benim de elimde iğne-iplik
yaprakları yerlerine dikiyorum. Ondan sonra "Ben oynamam" dedim. "Oynayacaksın" "Oynamam"
Oyun da dram felaket bir melodram. "Oynayacaksın." diye ısrar etti öğretmenim. Ben de "Oynamam ben artist değilim" dedim. O zamanlar cetveller çok amaçlı kullanılırdı okullarda.. (gülüşmeler) O da asıl amacı ile kullandı. Kafama bir vurdu şişti vurduğu yer.
Gitti ekmek aldırdı bakkaldan. Çiğnetti şişen yere koyduk. Şiş insin diye. Bizim ev çok yakındı okuluma öğretmenim de gitmiş anneme demiş ki; "Bu
çocuk piyeste oynamak istemiyor." Beni çağırttılar okuldan izin verdiler. Eve gittim. Annem "yapma evladım bak öğretmenin buraya kadar gelmiş" dedi. Ben yine "oynamam" dedim. Bunun üzerine annem; "Baban duyarsa çok üzülür" dedi. Babamdan da çekinirdim ilkokul 3. sınıftayım. "peki" dedim oynadım. Çıktık sahneye 1953 yılında işte çıkış o çıkış. İyi ki o cetveli kafama patlatmış öğretmenim. Onu hep rahmetle anıyorum.
ECE PİRİM: Aklınızdan hiç tiyatro yapmasaydım şu meslek de olurdu gibi bir düşünce geçtiği oldu mu? Ya da farklı birşey yapmak istediniz mi?
MÜJDAT GEZEN: Küçük yaşta girince dönüş olmuyor. Okul gazetesinde yazmışımdır. "10 yaşında bir çocuğu sahneye atarsanız olacağı budur" diye.
Başka bir meslek seçme olanağınız kalmıyor. "Sahne tozunu yutmak" çok eski bir tabir. Onu çok küçük yaşta yutunca başka seçenek kalmıyor.

ECE PİRİM: Tiyatro'nun tek kelime ile sizin için ne anlam taşıdığını sorsam. Ne olur bu kelime?
MÜJDAT GEZEN: İşte hayatım. Tek kelime ile "Hayatım"

ECE PİRİM: Şimdi tiyatro okul ve öğrencilerinizden bahsedelim. Okul açmaya nasıl karar verdiniz? Ne gibi çalışmalar yapılıyor? Siz de bu arada birçok yerde eğitmen olarak çalışıyorsunuz? Bunlardan bahseder misiniz?
MÜJDAT GEZEN: Evet oynuyorlar sahneliyorlar çalışıyorlar. Herşeyi yapıyorlar. Benim eski okulum belediye konservatuarı idi. Ben de orada tiyatro bölümü öğrencisiydim 1961 yılında. Sonra orası İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı oldu. Ben bundan 25 sene evvel orada hocalık yapmaya başladım.
Bizim meslekte öğretmen-öğrenci ilişkisi yerine usta-çırak ilişkisi daha hakimdir. Orada çok sevdim işi. Birgün çok param olursa kendim de böyle bir okul açayım dedim. Çok şükür paramız oldu. Bir binanın önünden geçiyordum. " Paramız olursa bu binayı alayım inşallah" dedim. Oldu aldım. Yaptık okulu 16. senesi bitti. Ben hem o okulda çalışıyorum hem de Beyoğlu'nda bir şube açtık oradayım. Ayrıca Kadir Has Üniversitesi'nde tiyatro bölüm başkanlığı yapıyorum ve aynı zamanda yine aynı üneversitenin iletişim fakültesinde oyunculuk dersi veriyorum. 4 ayrı okula gidiyorum. Biraz yoruluyorum ama zevkle yapıyorum. Haz alarak yapıyorum.
ECE PİRİM: Sizden çok yıllar önce haraç istemişler. "İsterseniz beni vurun ama düştüğüm zaman çok ses çıkarırım" demişsiniz. Bu nasıl oldu?
MÜJDAT GEZEN: Ben "Kabare komik" te sahneye çıkıyordum. O zamanlar bu tür kabadayılar filan vardı. Böyle şeylere pabuç bırakmam. Rahmetli Aziz Nesin'in dediği gibi biz artık böyle şeyleri aştık.

ECE PİRİM: Rahmetli Aziz Nesin de okulunun bahçesine gömülmek istemişti. Siz de öyle istiyorsunuz. Neden?
MÜJDAT GEZEN: Evet gerçekten öyle istiyorum. Sanki o cıvıltıları çocukların neşesini hep orada duyarmışım gibi düşünüyorum. Çünkü; ölümün nasıl birşey olduğunu bilmiyorum. Demiş ki adam; "Ben varken ölüm yok ölüm
geldiğinde de ben yokum artık" onun için nasıl birşey olduğunu bilemiyorum. Ama içimde öyle bir duygu var ki onlardan kopmam hiç bir zaman.

SANATÇI EVİ
ECE PİRİM: Sevginin paylaştıkça büyüdüğüne inanan birisiniz. Bir de huzurevi açtınız. Oradan bahseder misiniz?
MÜJDAT GEZEN: Evet açtım. 7. yıla girdi. İlke olarak ben orada fotoğraf çektirmiyorum. Haber yapılmasında önayak olmak istemiyorum. Onların özel hayatı olduğunu düşünüyorum. İsmini de huzur evi yerine "Sanatçı evi" koydum. Çünkü orada eski yaşlı sanatçılar kalıyorlar.

ECE PİRİM:Peki bu arada kitaplarınızın yanısıra şiir albümü yapmıştınız. "Şiirim geldi bırakın beni" Sanatçı dostlarınızda bu albüm de sizi yalnız bırakmadılar. Biraz bahseder misiniz?
MÜJDAT GEZEN: Tabii şiir kasetim evvelki yıl çıkmıştı. Bizim Ercan Saatçi yapmıştı. Güzel bir kaset oldu. Benim şiir kitabımdı. Dostlarım da okudular birer ikişer şiir o kasete ben de okudum. Sevgili Ece içine de okuduk galiba! Çünkü fazla satan birşey olmadı. (gülüşmeler)

ECE PİRİM: Belki de reklamı tanıtımı çok fazla yapılamadı?
MÜJDAT GEZEN: Yok ben reklamında filan değildim. Ben bir şair değilim. Yani şiirden para kazanan biri değildim. O bir zevkti benim için.

ECE PİRİM: Bir başka tutkunuzda en az tiyatro kadar eski herhalde. Deniz ve tekneniz. Gelelim bu sevdaya ?
MÜJDAT GEZEN: Evet evet. 50'li yıllarda amcamın teknesi vardı. Çok küçüktüm o zaman. Biner gezerdik pazar günleri filan. Sonra çok heves ettim. Yıllar sonra kendime bir tekne aldım. Tekneyi alınca tabii ehliyet de aldım. Yazları onunla dolaşır olduk. Denizi çok severim. Deniz hoştur yani denizle dertleşebilirsin. Ama balık tutamıyorum. Tutmak iyi de o balığın can çekişmesine pek dayanamıyorum. Çok erkekçe davranamıyorum orada. Hani derler ya tutarım böyle pat diye kafasını kopartırım. Ben biraz hayvan düşkünüyüm. İşte köpeğim var mesela şimdi. Daha önce papağanım vardı ama köpeğim av köpeği olduğu için kuş düşmanı. O yüzden papağanı bir arkadaşıma verdim. Köpek bende.

"GALİBA BEN SANATÇIYIM"

ECE PİRİM: Pek çok kitabınız var. Ama bunların içinde özellikle bir tanesi basında tartışma konusu oldu. "Galiba ben sanatçıyım" Bu kitapta yazdıklarınız size problem yarattı mı?
MÜJDAT GEZEN: Bana problem yaratmadı. Ama yazanlara yarattı. Çünkü kitabı okumadan yazdılar. Bir piyesi görmeden eleştiri yapmak bir fikri görmeden kritik etmek gibi kitabı okumadan da yazınca böyle bir ters duruma düştüler. Ama beni çok bağlayan birşey olmadı. Kitaplarım çıkmaya devam ediyor.

"BİZLERİ YÖNETENLER ÖNCE KENDİLERİNİ YÖNETEBİLMELİLER"

ECE PİRİM: Teklifler aldınız ama şimdiye kadar yanaşmadınız. Bundan sonra aktif politikada yer almayı düşünür müsünüz? Sanatçılara sık sık sorulan bir sorudur bu aslında. Çünkü mutlaka seçim dönemlerinde aday olanlar var.
MÜJDAT GEZEN: Evet doğru. Fakat ben aktif politikanın içinde olmayı hiçbir zaman düşünmedim. Üstelik söylediğiniz gibi çok somut teklifler aldım. Ama benim mesleğim buna izin vermiyor. Ben başkalarını eleştiriyorum. Eğer bir partiye bağlı politika yaparsam onun genel başkanını eleştiremem. O zaman da asıl mesleğimi yapamamış olurum. Ben sadece kendi mesleğimi biliyorum ve yapmak istiyorum. Politika politikacıların işi olmalı. Edebi ile doğru düzgün yapıyorlarsa dokunulmazlıkları kaldıracağız deyip söz verip kaldırıyorlarsa namuslularsa hiç biri sonradan aniden zengin olmuyorsa! Bence güzel bir meslek politika. Çok erdemli bir meslek bizleri yönetiyorlar. Ama bizleri yöneten insanların önce kendilerini yönetebilme yeteneğinin olmasını küfürbaz terbiyesiz olmamalarını insana topluma saygılı olmalarını istiyorum. Doğru olanı da bu.
ECE PİRİM: 22 Temmuz da seçim yapıldı. Sonuç kimilerimiz için normal kimilerimiz için çok sürpriz oldu? Yeni hükümetin bundan sonra ki çalışmalarını hep birlikte göreceğiz. Peki bu döneme kadar olan AKP hükümetinin
çalışmalarını nasıl buluyor sunuz?
MÜJDAT GEZEN: Bu süreye kadar olan hükümeti bulsam söyleyeceğim düşüncelerimi. Ama maalesef bulamadım. Benim kafa yapıma uygun hiç bir yanları yok. Ben insanlara çok saygı gösteriyorum hiç kimseyi yargılamam. Burada olmayan biri hakkında da konuşmam. Ama şimdi politikacılar onlar
bradalar. Onun için rahatlıkla konuşabilirim. Benzine bu kadar çok zam yapılmışsa hükümet burada demektir.
ECE PİRİM: Peki biz Türk toplumu olarak niye belki de karşı çıktığımız şeyleri kabulleniyoruz. Mesela benzine bu kadar zam neden normal mi?
MÜJDAT GEZEN:Tabii ki normal değil. Dört bir yanımız petrol üretiyor ve en pahalısını Türkler kullanıyor. Tepkisiz bir toplum olduğumuz için de kimse çıkıp ne yapıyorsunuz demiyor. Dese de sonuç çıkmıyor. Tepkilerimizi doğru veremiyoruz. İşte seçim sonuçları da ortada tepki verenler eminim bu kadar değildi!
ECE PİRİM: ABD ve AB baskısı üzerimizde her an hissettiğimiz bir baskıya döndü. Dünyada yaşanan karmaşa çok yakınımızda yaşanan Irak savaşı
Türkiye'nin iç işlerinde sıkça yaşadığımız uyumsuzluklar terör. Türkiye ve insanlarımız üzerinde de oldukça olumsuz etkilere neden oluyor değil mi?
MÜJDAT GEZEN: Mutlaka ki çok olumsuz oluyor. Atatürk aslında savaş istememiş hiç bir zaman. Mecbur kalınca kurtuluş savaşı yapılmış neticede. Bunu annemden öğrendim. Çünkü tanışıklığı vardı. Atatürk belki de zaten bu savaşlara son verebilmek için savaşın içinde olmak zorunda kaldı. Ama bugün ne görüyoruz? Onun ve o dönemde yaşayan savaşan kanlarını dökerek koruduğu topraklara bugün neredeyse sahip çıkamayacak duruma getiriliyoruz. Hatta yabancılara daha fazla satılmasını sağlıyoruz. Türkiye'de durumu iyi görmüyorum. Ama tabii ki umarım öyle olmaz ve her şey toparlanır. Bu arada insanımız geleceğe hangi gözle bakıyor onu da hiç anlayamıyorum!

TÜRKİYE'DE İRTİCA TEHDİDİ VAR MI ?

ECE PİRİM: Bir de irtica korkusu var insanların bir kısmında. Laiklik Türkiye Cumhuriyeti'nin özenle korunması gereken en önemli maddelerinden biri. Ama bugün biz bir kısım insanımız laikliği savunmaya çalışır hale geldik. Seçimden sonra ise; Avrupa Birliği komiyonu başkan yardımcısı Franco Frattini çıkıp "Türkiye'de ki laik azınlığın hakları korunmalıdır" diye konuşabiliyor. Sizce Türkiye'de irtica tehdidi var mı?
MÜJDAT GEZEN: Ee bu sonuçlarayorumlara bakılırsa böyle bir görüntü çıkıyor ortaya. Onlarda içlerinde ki düşünceyi belki de olmasını istedikleri düşünceyi böyle konuşarak ortaya atıverdiler. Sonra toparlamaya çalışıldı ama olmadı tabii. Şunu herkes iyi bilsin biz hiç bir zaman azınlık değiliz olmayacağız. Atatürk'ün yolunda laik ulusalcı T.C. devleti'nin çocuklarıyız. İrticaya gelince görüntülere bakılırsa şu anda tehdidi değil kendisi var. Bu konuda da ciddi olarak birşeylerin yapılması gerekiyor. Şunu da eklemek istiyorum; Türkiye'de rahat etmek istiyorsak dünya ülkeleri ve
komşularımızla iyi geçinmeliyiz. Ama tabii ki bazı şeylerden ödün vermeden. Onu da artık yöneticilerimiz bilirler!

" MİZAH BİR MUHALEFET SANATIDIR"

ECE PİRİM: "Mizah bir muhalefet sanatıdır" demişsiniz. Açıklar mısınız?
MÜJDAT GEZEN: Tabii açıklarım. Mizah; gülümseyerek gülümseterek başkaldırmadır. Sanat ise; insanları onarır ve uyandırır. Tiyatronun özelliği;
İnsana insanı insanca anlatan sanat olmasıdır. Karakterlerin elbiselerini giyersiniz. Diğer sanatlar da hep bir enstrüman var ama tiyatronun kendisi materyaldir.
ECE PİRİM: Bu kadar yıllık yaşamınızda anı da çoktur. Aklınıza gelen bir tanesini anlatır mısınız?
MÜJDAT GEZEN: Perran Kutman'la İzmir fuarında program yapıyoruz. Dev bir salon ama öyle büyük bir salon ki ikimiz nokta gibi duruyoruz. Perran benden sonra sahneye çıktı. O koca salonun ortasında bana çarptı. 20 dakika güldük. Bizimle birlikte seyirci de güldü. Sonra da program bitti.
ECE PİRİM: Yoğun gündeminizde gerçekleştirdiğimiz bu keyifli sohbet için çok teşekkür ediyorum.
MÜJDAT GEZEN: Ben de çok teşekkür ediyorum. Sevenler tiyatroya desteklerini esirgemesinler. Çocuk oyunlarımız da devam ediyor. Onlardan ricam yeni nesillere de lütfen tiyatro sevgisini aşılasınlar. Sanat ruhu dinlendirir yüreği yumuşatır. Sevgiyle kalın

PageRank     












Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=